SaaS Turkey

Yazılımlarınızı satın almak yerine daha ekonomik bir çözüm olarak kiralamaya ne dersiniz?

SaaS (Software as a Service) hakkındaki gerçekler

Birçok vendor her geçen gün SaaS uygulamalarının maliyeti düşürdüğünü ve verimi attırdığını defalarca söylüyor. Ayrıca kurumsal çözümler de dahil SaaS’a hazır olduklarını dile getiriyorlar. Kulağa gerçek olamayacak kadar hoş gelen bu konsept acaba nereye gidiyor ve ne kadar gerçek?

SaaS Today by Application“Peki ya kurumsal otomasyon için bir model oluşturursak? Bu durumda kurumsal müşteriler bir veri merkezi oluşturmak zorunda kalmaz! Ayrıca CIO bulundurması da gerekmez!” Marc BENIOFF, CEO of Salesforce.com, 2003 Haziran

Salesforce.com’un CEO’su Marc Benioff 2003 yılında böyle söylüyordu. Hızla geçen altı yılın ardından, Salesforce.com ve SaaS uygulaması geliştiren onlarca irili ufaklı şirket birçok kurumsal müşteri ve tabi ki CIO için birçok farklı alanda SaaS uygulamaları geliştirdiler. Geçen altı yıl Banioff’un söylediklerini haklı çıkardı. SaaS’ı artık günümüzde her yerde görmek mümkün…

Tabi ki şu noktayı da atlamamak gerekiyor. Banioff’un öngörülerinde günümüzün getirdiği bazı koşulara göre bazı değişiklikler de olmuş durumda. Öyle ki Benioff o yıllarda “Eğer böyle bir platform oluşturmayı başarabilirsek, şirketler CIO bulundurmak durumunda kalmazlar!” demişti. Günümüzde SaaS vendorlarının birçoğu CIO’lar ile birlikte çalışmak istiyorlar, onların pozisyonlarını bir şeyler ile değiştirme eğiliminde de değiller. Bununla beraber CIO’ların da SaaS vendorları ile birlikte ortak paydada birlikte çalışma içerisinde olması gerekliliği mutualist bir birliktelik için son derece gerekli gibi görülüyor.

Günümüze kadar SaaS konsepti küçük çapta şirketler ile sınırlı kalmıştı. AMR Research’ün araştırma direktörü Rob Bois “Orta ölçekli işletmelerdeki CIO’lar için kurumsal fonksiyona erişebilmenin belki de tek yolu SaaS olabilir” diyor. Fakat küçük şirketler için çok değerli olabilecek bu konseptin daha büyük işletmeler için bu kadar da cazip olamayabileceğine değinmeden de geçmiyor. Büyük işletmelerin CIO’ları SaaS’ın yazılım vitrinleri için bir rol oynayabileceğini zeten belirtiyor ama SaaS’ın ateşli savunucuları da dahil birçok kişi bu rolün sınırlı kalacağı konusunda hemfikir görünüyor.

SaaS ve Kurumsal çözümler
SaaS uyulamaları ile ilgili düşünürken CIO’lara sorulması gereken birçok soru var aslında. Belki de bu sorulardan en kritik olanı şirketinizin, yüzlerce şirketin ortak havuzlardan kullandığı yazılımlara güvenmek isteyip istemeyeceğidir. Bu konuda Schwab Technology VP’si Lloyd Hohenstein “Herşeyin size özgü olmasını beklemeyin! Eğer her şeyin size ait ve size özgü olmasını istiyorsanız bunu SaaS konsepti ile başaramazsınız.” diyor. Aslında çok da doğru söylüyor çünkü, SaaS’ın oluşturulma mantığı tamamen, havuza herkesin girip, herkesin yüzüp, parasını da çıkışta görevliye teslim etmesi ilkesine dayanıyor. Yani bana özel havuz yap demek zaten senelerdir kullanılagelmiş bir durum. İşin içerisine ‘Custom Design’ olgusunun girmesi SaaS’ın uygulama maliyetlerini düşürdüğü ilkesinde de zaten oldukça ters bir durum.

Kaynaklar:

  1. SaaS / SOA News
  2. Delivering software as a service
  3. Welcome to the Software-as-a-Service (SaaS) Showplace!
  4. Software as a service

Cloud Computing Nedir, Ne Değildir?

cloud_computingCloud Computing yani Bulut Hesaplama, geleneksel bilgisayar konseptindeki yerel hesaplama yöntemlerini tarihe gömüyor. Cloud computing kısaca, ihtiyaç duyduğunuz verilerin ve hesaplamaların sizin bilgisayarınızda değilde, uzaktaki birçok bilgisayarda tutulması ve hesaplanması mantığına dayanıyor. Hesaplanan veriler sonradan internet üzerinden sizin bilgisayarlarınıza yönlendiriliyorlar. Bu durumda elinizdeki bilgisayarın kapasitesinin ne olduğunun önemi kalmıyor. Ayrıca bu verilere dünyanın herhangi bir yerinden ve herhangi bir donanımla erişim sağlanıyor. Bu da doğal olarak platform bağımsızlık sağlıyor. Yani sizin kullandığınız sistem ister Windows, ister Linux olsun istediğiniz uygulamayı çalıştırabilirsiniz.

Cloud Computing’in mantığı aslında birkaç yazılım türünde gizli. Bunların en başında gelen web tabanlı yazılımlar. Yazılarımı takip edenler gelecekle ilgili öngörülerimde sürekli bu tip uygulamaların öneminden bahsettiğimi hatırlarlar. Bunlara örnek olarak Google’ın ofis uygulamalarını verebiliriz. Veriler ve işlemler tamamen uzaktaki bilgisayar kümelerinde tutuluyor ve size sadece sonuçları yansıyor.

Bir diğer yazılım çeşidi ise, bir şekilde bir ağ üzerinde çalışan yazılımlar. Bunlar sadece tarayıcı kullanarak ulaşabileceğiniz uygulamalar değiller. Daha çok Client/Server (İstemci/Sunucu) mantığıyla çalışan uygulamalar. Buna örnek olarak son zamanlarda oldukça dikkat çeken OnLive‘ı örnek gösterebiliriz. OnLive kısaca, oyunların uzaktaki sunucu kümelerinde çalıştırılarak size video olarak aktarılması esasına dayanıyor. Siz oyunu oynuyorsunuz oyunun ekran görüntüsü anında video formatında kaydedilerek size sunuluyor. Bu durumda bilgisayarınızın performansının bir önemi kalmıyor. Sadece internet bağlantınızın hızı önem kazanıyor.

Cloud Computing’in Temelleri

Bulut hesaplamanın temelinde hosting mantığı ve Grid computing yatıyor. Uygulamalarınızı uzaktaki dev sunucu çiftliklerine (server farms) göndererek depoluyorsunuz. Uygulamanızın ihtiyaç duyduğu işlem gücü ise, dağıtık sistemler tarafından karşılanıyor. Yani, birden fazla bilgisayara paylaştırılıyor. Buna grid computing deniyor. Aslına bakarsanız bu pekde yeni birşey sayılmaz. Yıllar önce başlatılan SETI projesi gibi çoğu proje hali hazırda dünyadaki milyonlarca gönüllü insanın bilgisayarlarının işlemci gücünü kullanıyor.

Bulut hesaplama kümelerinde bulunan uygulamalar ise, yine bu hizmeti sunan şirketler tarafından belirleniyor. Microsoft .Net platformuna destek verirken Sun’da Java platformunu destekliyor. Siz ise, ihtiyacınız olan uygulamaları (Örneğin, SqlServer, Oracle gibi) kiralayarak kullanıyorsunuz.Buna Utility computing deniyor. Uzaktaki sunucu kümelerine ise, kullandığınız disk alanına ve işlem kapasitesine göre ödeme yapıyorsunuz.

Gördüğünüz gibi, bulut hesaplamanın aslında yeni bir tarafı yok. Bilişim sektöründe alışık olduğumuz üzere, yapılan birkaç şeyi birleştirip yeni birşeymiş gibi sunulması mantığı. Benim bundan pek şikayet ettiğim söylenemez, çünkü bu konsept yaygınlaştıkça oldukça fazla gelir kapısı açılacaktır. Bu günden bu konsepte yatırım yapma şansı olanlar ise kesinlikle karlı çıkacaklardır.

Bulut hesaplama konsepti Adobe Air gibi platformları oldukça yaygınlaştırabilir. Bildiğiniz üzere Adobe Air, internet üzerindeki uygulamaların, sanki bilgisayarınıza kurulan bir yazılım gibi masaüstünüzde çalıştırabilmesi esasına dayanıyor.

Cloud Computing’in Diğer Unsurları

Bulut hesaplamanın en önemli unsurlarından birisi, servis olarak altyapısı yani IAAS (Infrastructure as a Service). Bu bildiğimiz sanallaştırma hizmetleri gibi altyapı servislerinin sunucu çiftliklerinde yapılması esasına dayanıyor. Yani geliştiriciler istedikleri sistemlere sahip olabiliyorlar ve bunları kontrol edebiliyorlar. Buna örnek olarak Amazon EC2 servisini gösterebiliriz.

Bir diğer unsur, servis olarak platform yani PAAS (Platform as Sevice). Burada, geliştiricilere uzak sunucularda barınan komple bir geliştirme ortamı sunuluyor. Bu sayede bilgisayarınıza bir library indirmeden işlemleri gerekleştirebiliyorsunuz. Buna örnek olarak, Google’ın Chart API’si veya yine Google’ın Pyhton (Django) kütüphanesi Google App Engine verilebilir. Her zaman olmasada bu kütüphaneleri kullanarak geliştirdiğiniz yazılımları isterseniz, sağlayıcının sunucusunda tutabilirsiniz. Bu yüzden bu tarz sistemlerle geliştirilmiş yazılımlara bulut yazılımı (cloudware) deniliyor.

Son bir unsur ise, servis olarak yazılım yani SAAS(Software as Service). Buradaki mantık daha çok son kullanıcıyı ilgilendiriyor. Müşteriler geleneksel yazılım satın alma modelinden vazgeçerek daha ileri gidiyorlar. İsterlerse bir yazılımı ihtiyaçları ölçeğinde kiralayabiliyorlar. Bu ihtiyaçlar, zaman, işlem gücü veya kapasite olabiliyor. Örnek olarak, bir oyunu sadece bitirdiğiniz zamana kadar kiraladığınızı düşünün. Bu uygulamalar platform bağımsız oluyorlar ve kullanıcılara ekstra sunucu, yazılım, bakım, eleman gibi maliyetler çıkarmıyorlar. Bu durumda uygulama geliştirici birden çok lokasyonda kurulu uygulamada çıkacak sorunlar için endişelenmek durumunda kalmıyor (bakım, hata düzeltme vs gibi).

İnternete bir güzellik geldi: SaaS

Software as a Service

Günümüzün internet kullanıcıları artık interneti yalnızca elektronik postalarını kontrol etmek ve haber okumak için değil, hayatını kolaylaştıracak her şeyi yapmak için kullanıyor. İnternet üzerinden bankacılık işlemlerini gerçekleştiriyor, notlarını düzenleyip toplantılar ayarlayabiliyor, dokümanlarını yönetip başkalarıyla paylaşabiliyor, dokümanlarını web üzerinden oluşturup, sunumlarını da yine web üzerinden gerçekleştirebiliyor. Bunlar yalnızca birkaç örnek, ama şu günlerde popülerliğini pekiştirmiş olan örnekler. İşin güzel tarafı ise bütün bunları yaparken bilgisayarlarınıza hiçbir ekstra yazılım kurmadan gerçekleştiriyor olmanız. Bütün bunların yapılabilmesi için gerekli tek yazılım ise, ilgili uygulamalar ile uyumlu bir web tarayıcısı.

Bir servis olarak yazılım (Software as a Service – SaaS) nedir?
Günümüzden birkaç sene öncesine gidersek, web uygulamalarının çılgınlık haline geleceği, makinemizde uygulama olarak neredeyse ne var ne yoksa web ortamına taşıyacağımız konuşuluyordu. Ne mutlu ki, bu durum artık SaaS sayesinde büyük ölçüde gerçekleşir oluyor birkaç senedir. İlk bölümde sözünü ettiğim bu güzellikleri bize sunan SaaS genel olarak web tabanlı bir yazılımın merkezi olarak barındırılabilmesi, denetlenebilmesi ve internet üzerinden kullanıcıların hizmetine sunulması olarak özetlenebiliyor. İşte güzelliği de bu basit tanımında gizli aslında. Çünkü yazılıma sahip olma gibi bir maliyet söz konusu olmayacaktır bu durumda. Yani gidip bir yerlerden yazılım paketi satın alma gibi bir durumumuz olmayacak. Ayrıca bir yerlerden yazılım indirip makinenize kurmak gibi bir işleme de ihtiyaç duyulmayacaktır. Herhangi bir web sayfasına nasıl ulaşıyorsanız bu yazılıma da web üzerinden bir istemci olarak yine aynı şekilde ulaşmamız mümkündür. Sahip olmanız gereken tek şey ise yalnızca o servisi almanızı sağlayacak bir hesap. İşte bu aşamada SaaS yazılımlarının ücretlendirilmesinin de farklı olduğunu söylemek gerekiyor. Geleneksel lisans satın alma durumu yerini kullanıcı hesaplarına bırakıyor bu teknoloji sayesinde. İşin daha da güzeli, ücretlendirme de kullanım miktarınıza bağlı olarak yapılabiliyor. Yani uygulamaları ne kadar kullanıyorsanız, o kadar ücret ödeyebiliyorsunuz.

SaaS için hedef kurumsal müşteriler mi yoksa bireysel kullanıcılar mı?
Saas aslında bu iki hedefi de kendi profiline uygun görüyor. Her iki hedef için de sağlayacağı oldukça büyük faydaları da var. Uygulamaya çabucak ulaşmak ve kullanım miktarına bağlı ücretlendirme çok büyük avantajlar olarak görülüyor. Bu özellikler sayesinde maliyetler düşüyor ve yazılımlara daha uygun rakamlara yasal bir şekilde sahip olabiliyor kullanıcılar. SaaS ayrıca kullanıcıların makinelerindeki kaynak sorununu da azaltmış oluyor. Sabit bellek ve RAM bellek için daha az kaynak ayrılarak uygulamalar kolayca çalıştırılabiliyor.

SaaS’ın güvenlik durumu nedir?
WEB üzerinden gerçekleştirilen uygulamalarının güvenliği aslında birçok farklı etkenin kontrolü altında bulunuyor. SaaS için de durum aynen bu şekilde. Kurumsal müşteriler güvenliğini sağlayabilmek için VPN üzerinden çalışıyor, şifreleme algoritmaları ve ağ güvenlik araçları kullanıyor, güvenlik açığı vermemek için daha birçok yöntem geliştiriyor. Fakat bireysel kullanıcılar için durum hiç de böyle görünmüyor. Hem bu kadar çok güvenlik ekipmanı kullanmak zor ve maliyetli hem de bu güvenlik araçları kullanılsa bile servis sağlayıcıların(ISP-Internet Service Provider) kendi güvenlik açıklarının kapatılması müşterilerin kontrolünde olan bir durum değil. ISP’lerin bu durumu kurumsal müşteriler için de aynen gerekli. Bir diğer sorun ise herkesin ortak olarak kullandığı uygulamaların  ve host edildiği yerdeki güvenlik sorunu. Birçok kurumsal müşteri çok fazla kullanıcının ortak olarak kullandığı sistemlere güvenmeyecektir. Hatta verilerinin üçüncü kişilerin sunucularında barındırılmasına da pek sıcak bakmayacaktır. Bu aşamada SaaS için aşılması gereken bazı engellerin bulunduğu çok rahat bir şekilde söylenebilmektedir.

SaaS teknolojileri ayrıca hacker’ların da çok fazla ilgisini çekmektedir. WEB üzerindeki birimlerin kırılması çok daha cazip görülmektedir. En basit şekilde SQL Injection ile bile sistemlerin kırılması çok olasıdır, eğer gerekli önlemler alınmadıysa. Dolayısı ile SaaS için en büyük sıkıntı şimdilik güvenlik olarak görülmektedir.

SaaS için güzel örnek olabilecek uygulamalara www.zoho.com adresine girerek ulaşabilir, ücretsiz olarak kullanabilirsiniz. Kullanıcı hesabınız için kayıt olmanıza bile gerek yok eğer GMail ya da Yahoo! hesabınız varsa. Bu hesaplarınız ile direk olarak siteye giriş yapabilirsiniz.

Kaynaklar:
[1] How important is Software as a Service Security to you?
[2] Security Software as a Service not yet a threat to VARs, experts say
[3] Software as a Service and Security
[4] Firewalls and Security in Software as a Service

Ad Spot Ad Spot Ad Spot

SİTEARŞİVİ